NUH’UN GEMİSİ HAKKINDA

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..

Nuh’un gemisi hakkında “onu bir ayet olarak bıraktık” şeklinde ifadeler vardır kimi ayetlerde. Şöyle ki..

Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve onu alemler için bir ayet yaptık. [Ankebut 15]

Nankörlük edilene bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Onu bir ayet olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? [Kamer 14-15]

Buradaki renkli ifadeler dişi kelimelerdir, dolayısıyla zamirin gemiye atfedilmesi gerekir. Yine; kimi rivayetlerde “Nuh’un gemisini bu ümmetin ilkleri Cudi dağında gördüler” denilmiştir. (bknz Taberi)

Kimileri ise manada takdiri bir hadise, iş kelimesi düşünür, “hadise, ayet olarak bırakılmıştır” der. Kısmen Razi (bknz Yasin 41 tefsiri), İbni Kesir, Elmalılı, M.Esed gibi kimileri ise manayı gemi cinsine atfetmiştir. Yani “gemiler o işi hatırlatır”

Bir de şu ayet vardır:

Kuşkusuz, sular haddi aşınca sizi gemide biz taşıdık. Onu size bir öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye. [Hakka 11-12]

Burada takdiri bir hadise kelimesi daha öne çıkıyor gibi. Fakat buna da Nuh’un gemisi ya da gemi cinsi diyenler vardır. Beri yandan ayetlerde Nuh’un gemisi ile ilgili; fülk, sefine, cariye, zati elvah ve düsür şeklinde çok çeşitli ifadelerin kullanıldığı dikkat çekiyor. Bu da gemi cinsi anlamını destekliyor.

Nitekim Yasin 41’de şöyle denilmiştir:

Onlar için bir ayet de zürriyyetlerini dolu bir gemide taşımamızdır. [Yasin 41]

Dikkat edilirse ayetteki ifadeler Nuh’un gemisini çağrıştıracak ifadelerdir. Lakin kastedilen herhangi bir gemidir.

………….

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Nuh’un gemisi ile kurtuluş, tufan azabı; halen, özellikle de gemilerle hatırlanmakta. Daha önceleri Nuhun gemisinin de görüldüğü anlaşılıyor.

Bunu destekleyen bir başka mesele ise Tevrat’ta Nuh tufanının bir daha olmayacağının ısrarla belirtilmesi ve gökkkuşağının bunun “ayeti” olduğunun söylenmesidir. Kuran, onun değil, bunun ayet olduğunu belirtmekte. Yani, bir daha olmayacağını değil, olduğunu hatırlatan şeylerin..

………

Tevratta ilgili bölüm şöyledir:

Tanrı Nuh’a ve oğullarına şöyle dedi: “Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla, kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla antlaşmamı sürdürmek istiyorum. Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.” Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: “Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak: Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların arasında ne zaman görünse, sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak. Bulutlarda ne zaman yay görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım. Tanrı Nuh’a, “Kendimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında sürdüreceğim antlaşmanın belirtisi budur” dedi.[Yaratılış 9: 8-17]

Metindeki “belirti” kelimesi İbranice owt kelimesidir, Arapça’daki ayet kelimesine karşılık gelir. Dikkat edilirse bir de bu ayet, “Tanrı için hatırlatıcı” olarak geçiyor metinde. Kuran’da Hakka 12’de ise “onu sizin için bir hatırlatıcı/tezkire yaptık” denilmekte. İbranicede de zekere fiili kullanılır hatırlama anlamında, metinde de böyledir. Dolayısıyla Tevrat metinlerinde işin saptırıldığı ve Kuran’ın buna işaret ettiği gayet açık.

Bir cevap yazın

*
= 5 + 7