OBJEKTİFLİK ÜZERİNE 1

Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın adıyla..

Bu internet faaliyetlerine ilk başladığım zamanlar ilk kaleme aldığım yazılardan biri de bu mevzudaydı, Objektiflik.. Bence en ziyade sahtekarlığı yapılan bir kavramdır. Hatta öyle ki, bazı insanlar sırf bu yüzden onu kötü bir şey sanıp düpedüz fanatizmi iyi bir şey sanmaya başlamışlardır. Yine bu cümleden olmak üzere -kaderin garip bir tecellisi- tam da o sahte objektiflikden dolayı olsa gerek o ilk yazdığım yazı gönderdiğim sitede yayınlanmamıştı. Yani sorsan objektif bir açıklama yapılırdı kesin. Belki de sormuşumdur, şu an hatırlamıyorum. Her neyse, bugün yine fazlasıyla sırası geldi, şu mevzuyu bu defa rahat rahat kendi mekanımızda ele alalım dedik.

Objektiflik nedir, birileri ısrarla bu iddiadadır. Israrla!.. Özellikle de dine geleneğe vs karşı. Bilimsellik de denir, akılcılık da denir, ya da bu kavramlar da kullanılır ama nihai iddia objektifliktir. Yani belli bir etki altında kalmadan, adil, nefsi olmayan, tarafsız hükümde bulunma iddiası. Sanki dersiniz ictihad ha… Tarifi bu. Ama gel gör ki, baştan ayağa sahtekarlıktır. Çünkü bahsedilen şey reel olarak Allahın mesajını “doğma” diye redle başlar. Allah ki hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herşeyi bilen varlık “objektif” olmayacak da bu olacak, dikkat. İddia bu reel olarak. Sonra ahiret de reddedilir tabii. Yani küçük büyük herşeyin karşılığını bulacağı yer, dolayısıyla “karşılığını göreceği ihtimalini” red. Bunlar reddedilecek ve objektiflik olacak, ha??.. Nefsi olmayan, adil, tarafsız hüküm verilecek?.. Ne ile?! -Akılla..

Akıl yapacağını yapmış zaten.

Tabii böyle söylenmiyor açık açık, böyle söylense tam tersinin amaçlandığı hemen çıkacak. Geleneğe atılıp tutuluyor önce. Bir takım yalan yanlış adetlere.. Bunlar abartılıyor da abartılıyor. Sonra iş felsefeye götürülüyor, hiçbir şey kesin olarak bilinemez, şüphe asıldır deniliyor. Ondan sonra “sadece gördüğümü, ölçüleni kabul ederim” diyor. Sakın aklını maddeden başka bir şeye yönlendirme! Objektiflik öyle emrediyor(!) Dava objektiflik hesapta. Gerçekte ise “nefsaniyeti inkar” adı altında aklı baskı altında tutma. Aklı nihai amacından, sebeplerin sebebine yönelmekten men etme. Mesele paranın borusu ötsün, gücün kuvvetin borusu ötsün, yalanın borusu ötsün “dolayısıyla”

Derken bütün bir eğitim bu mantığa itiliyor zamanla. Buna göre kavramlar, buna göre bir dil, tarih, buna göre bir hayat ihdas edilmeye çalışılıyor. Ediliyor da ama sonuç iflas, nefsaniyet ve mutsuzluk, adaletsizlik zirve. Ama hala “objektiflikten” bahsedilebiliyor. Nefsaniyet artık türlü şekillerde fazlasıyla işin içinde çünkü. Bilim ve sanat, bilim ve moda, bilim ve medya, edebiyat, bilim ve demokrasi vs. Bütün bunlar arasında organik bir bağ düşünme.. durumu… Mesele ise dön dolaş dindışılık. Sebep, sonuç mühim değil. Bilimle objektifliğin canı çıkarıldı, diğerleriyle subjektifliğin. Böylesi bir denge. Ve bu dengede kilitlenmiş insan.. Ve Yahudilerin hükmettiği bir dünyaya ulaşılır nihayet. Sürpriiiiiiiiiiiiizzzzz!!!

Ve maskeyi düşürecek olan Dine (İslama) nefes aldırmama, onu konuşturmama, mesajını çarpıtma, dinletmeme üzerine bin tane oyun, komplo vs.

İşte size objektifliğin hikayesi..

Tabii burada işin anlaşılmasındaki en büyük engel gibi görülen şey, insanların ulaştığı lüks, konfor, teknoloji vs.dir. O zaman bu “üstünlük” nereden çıktı? Daha doğrusu, “bundan mahrum mu kalacağız??” Özgürlük, demokrasi, sanat, nefsaniyet vs.. Çoğu da çoğu zaman balon olan, o halde bile çoğunun ulaşmadığı, sadece hayalini kurduğu bir takım imajlar.

ElCevab 1: Zuhruf 33-38

33 – Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, Rahman’ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

34 – Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.

35 – Daha nice altın ziynetler verirdik. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

36 – Her kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

37 – Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

38 – Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: “Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!” der.

……………….

ElCevab 2: Bakara Suresi, 200-202

200 – Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.

201 – Ve onlardan öylesi de vardır ki: “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de ve bizi ateşin azabından koru” der.

202 – İşte bunların kazandıklarına karşılık nasipleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir.

………………………

ElCevab 3: Ayetler ve İslam herhangi bir tartışmadaki herhangi bir izahat sunmaz bize. Ona göre kulak vermek gerekir, o zaman anlaşılır.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 9