ÖNE GEÇMEK İSTEYENLER-GERİDE KALMAK İSTEYENLER

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Hicr Suresi’nde “Hiç şüphe yok ki, Zikr’i biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız” (Hicr 9) denilmektedir.
Yine bu surede “Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yediyi ve yüce Kur’ân’ı verdik” (Hicr 87) denilmekte.
Yine şu ayet dizisi vardır surede:
“Tıpkı o taksimcilere/bölücülere indirdiğimiz gibi.
Kur’ân’ı parça parça edenlere..” (Hicr 90-91)

Peki acaba bu Kuran’ı parça parça eden bölücüler kimlerdir? Bu sure Mekkidir ve tefsirlerde Mekkeli müşriklerin Kuran’ı çeşitli şekillerde itham etmeleri yer alır; şiirdir, sihirdir vs. şeklinde. Parça parça ettiler kısmını böyle açıklayanlar vardır. Bir de bunlar Yahudi ve Hristiyanlardır denilmiştir. Onlar Kuran’ın ellerindeki Tevrat’a, İncil’e uyan kısımlarını kabul etmişlerdir, diğerlerini reddetmişlerdir. Bu görüş daha yerinde gözüküyor.

Öte yandan, Zikr kelimesi hem Kuran hem Tevrat için kullanılan bir kelime. Yine bakarsak; Hicr Suresindeki kıssalarda mesela, muharref Tevrat’ta atlanan ya da tahrifatla yer alan kısımlar vardır. Örneğin İblis kıssası Tevrat’ta geçmez, Adem’in kandırılması kısmı ise vardır. Hatta şeytanın dünya hayatında insana olan düşmanlığı da kısmen vardır fakat sebebi belli değildir. Tevrat’ta cennet ve cehennem de geçmez. Cennet dünyadaki bir bahçe gibi geçer. Yine İbrahim’in misafirleri ve Lut kıssası da gayet tahrifatla geçmekte Tevrat’ta. Kuran bunları düzeltmekte. Beri yandan, bu muharref Tevrat’ı Hristiyanlar da kabul ediyor. İşte bu gerçekliği gördüğümüzde ayetteki “Kuran’ı parça parça edenlerdir” kısmı gayet netleşmekte. “Zikr’i biz indirdik biz koruyacağız” meselesi de boyutlanmakta. Yine “tekrar edilen yediyi ve büyük Kuranı verdik” kısmı da netleşmekte. Çünkü Fatiha’daki “gazabına uğrayanların değil ne de sapanların..” kısmı Kuran’ın pek çok yerinde fiilen işlenmektedir.

Fakat burada şu mesele vardır. Yahudi ve Hristiyanlar bu meseleleri dile getirmemektedirler. Yani, İbrahim kıssası öyle değil, Lut kıssası böyle değil diyene rastlanmaz pek. Çünkü bir tartışmada mağlup olacakları bellidir bu işte. Kuran’ın düzelticilikleri fıtratın, aklın, mantığın kabul edeceği bir kıvamdadır çünkü. Bu yüzden de onlar kalen değil halen böyledirler denilebilir. Tabii bunu müslümanların da pek dile getirmediği görülüyor. Bu da bir tuhaflık denilebilir.

Beri yandan ayetteki “bölücülere indirdiğimiz gibi..” kısmı onlara da kitap indiği anlamına da gelebilir, azap indiği anlamına da.. Denilebilir ki, ayetteki “bölücüler” ifadesi ellerindeki kitapları böldükleri anlamına da gelebilir bu bakımdan. O zaman diğer ayetteki “onlar ki Kuran’ı parça parça ettiler” ifadesi de buna paralel bir ifade olur. Bu, müslümanların içinde böyle olacaklara dair güçlü bir ifade de olabilir.

Buradan bir de şu noktaya gelelim. Surede şöyle bir ifade vardır.
“Andolsun ki içinizden öne geçmek isteyenleri de bilmişizdir, geri kalmak isteyenleri de bilmişizdir.” (Hicr 24)

Peki burada hangi işten bahsediliyor? Bütün bu bahsettiğimiz meseleleri bu noktaya projekte edersek, burada Kuran’ın bütünlüğünü önemseme meselesi vurgulanıyor denilebilir

Bir cevap yazın

*
= 3 + 8