SAPTIRAN MEALCİLİĞE KARŞI UYUTAN MEALCİLİK MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Zaman şunu gösteriyor ki; Kuran’ın mealiyle meşgul olunmaması bir mesele, meşguliyetin hevacıya devam et, hevesçiye ne iyisin deme yolunda olması ayrı bir mesele.

Nitekim kaderi, mucizeyi inkar damarları da var bu mealcilik noktasında, düşünmeyene “aman ne iyisin” deme damarları da.. Birinci kısımla ilgili gayet örnekler veriliyor sağda solda ve genel bir uyanıklık var. Fakat bize göre bu ikincisi de az değil, çünkü işin köküne kibrit suyu döküyor bu adeta. Bir uyuma işini idealize ediyor. Üstelik acaip derecede sureti haktan görünüyor.

Örneğin geçende bir imam vaazda Fatiha’nın anlamını söylüyordu. Dedi ki, ihdinassıratal müstekim, yani  ayaklarımızı doğru yolunda sabit kıl.. Halbuki ayetin anlamı “bizi dosdoğru yola ulaştır” idi. Bu ne çevrişti böyle, bu ne gayretkeşlikti, şaşırdım kaldım.

Sebebi nedir peki? Herhalde sorsan der ki; milletin kafası karışır, “bizi dosdoğru yola ulaştır” denilirse “doğru yolda değil miyiz ki” derler.. Yahu biraz da düşünmemeli miler?!

Bu meseleyi biraz araştırınca ise kaynağını şöyle tesbit ettik:

…..

Bütün bunlar ise Tanah metinlerindeki şu tarz yerleri düşündürüyor.

Her Şeye Egemen RAB diyor ki,  “Size peygamberlik eden peygamberlerin dediklerine kulak asmayın, onlar sizi aldatıyor. RAB’bin ağzından çıkanları değil, kendi hayal ettikleri görümleri anlatıyorlar. 

Beni küçümseyenlere sürekli, ‘RAB diyor ki: Size esenlik olacak!’ diyorlar.  Yüreklerinin inatçılığı doğrultusunda davrananlara,  ‘Başınıza felaket gelmeyecek’ diyorlar. 

RAB’bin sözünü duyup anlamak için  RAB’bin meclisinde kim bulundu ki?  O’nun sözüne kulak verip duyan kim?

İşte, RAB’bin fırtınası öfkeyle kopacak, kasırgası döne döne kötülerin başına patlayacak.

Aklının tasarladığını tümüyle yapana dek RAB’bin öfkesi dinmeyecek.  Son günlerde açıkça anlayacaksınız bunu.

Bu peygamberleri ben göndermedim ama çabucak ortaya çıktılar.  Onlara hiç seslenmedim, yine de peygamberlik ettiler.

Ama meclisimde dursalardı, sözlerimi halkıma bildirir, onları kötü yollarından ve davranışlarından döndürürlerdi. [Yeremya 23: 16-22]

Elbette bu Tanah metinlerinde sorunlu bir anlatım dikkat çekiyor, tahrifattan dolayı. Buraları geçerek meseleye odaklanırsak ise mevzu anlaşılıyor. Birilerinin halkı iyisiniz, doğrusunuz edebiyatlarıyla aldatması.

Fatiha’nın “gazabına uğrayanların yoluna değil ne de sapanların” şeklinde bittiğini ve bunların da Yahudi ve Hristiyanlar olduğunu hatırlatalım. Buradaki Yahudilik kısmı açık ki, ideal noktadaki işleri örtme ve geçiştirmedir. Hristiyanlık kısmı ise saptırmadır. Lakin bir yol alan sapar konusu da unutulmamalı.

Antiparantez; peki şimdi “o öyle demesin, bu böyle demesin, şu şöyle demesin” mi?! Elcevab: Herkes mübarek her türlü diyor. Biz de böyle diyoruz. Burada sonucu biraz diyenler değil dinleyenler belirleyecek.

Bir cevap yazın

*
= 5 + 6