ŞEMS SURESİ 2. AYETİN TEFSİRİ, “ONU TAKİP ETTİĞİNDE AYA” NE DEMEK

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Şems Suresi’nde neden “güneşe ve onun kuşluk vaktine” denildikten sonra “onu takip ettiğinde aya” denilmektedir noktasında bir incelik.

 

Bu videodan anlaşılacağı gibi kuşluk vaktine yemin ediliyor, sonra “onu takip ettiğinde aya” deniliyor, çünkü bazen o vakitte ay gökyüzünde doğuyor ama görülmüyor. Ve böyle olunca anlam da tam oturmaktadır. Çünkü ondan sonra güneşin parıldadığı zaman olan özellikle öğle ve ondan sonra da akşam geçmekte ayetlerde.

Tabii duha ifadesi, güneşin ışığı olarak da düşünülebilir. Yani “güneşe ve onun ışığına” Sonra “onu takip ettiğinde aya” denildiğinde ışığını ondan alması anlamı çıkabilir. Lakin duha kelimesinin kuşluk vakti anlamı gayet belirgin, buradan bir okuma yapılması da lazım. Bu durumun iyice anlaşılması açısından; mesela Elmalılı Tefsiri’nde beş görüş zikreder ama bu tarz bir şey söylemez. Çünkü bu öyle pek bilinebilecek bir şey değildir.  Şu anki ilimle, bilimle biliniyor ve ayete tam uygun.

Elmalılı Şems 2. ayetin tefsirinde şöyle der:

TELÂ, “tülüv” mastarından fiil-i mazi (geçmiş zamanlı bir fiil)dir. ve diye yâî (ya’lı) de, vâvî (vav’lı) de olur. Nitekim gibi da böyledir. Tülüv; tabi olmak, birine uyup ardınca gitmektir. Okumak mânâsına tilavet de bu köktendir. Razî der ki: Ayın güneşe tabi olmasıyla ilgili birkaç izah şekli vardır:

1.Güneş battığında ayın doğmada kalmasıdır ki ayın ilk yarısında olur. Güneş batınca ay aydınlatma hususunda ona tabi olur. Bu, Ata’nın İbnü Abbas’tan naklettiği görüştür.

2.Güneş batınca, ayın da batmada ona uymasıdır ki bu hilâl gecesi olur. Bu, Katâde ile Kelbî’nin görüşüdür.

3.Ferrâ demiştir ki: Bu tülüv’den, yani bağlı olmaktan maksat ayın güneşten ışık almasıdır. “Filan, şu hususta filana tabi olur.” denilir ki onu ondan alır demektir.

4.Zeccâc demiştir ki: yuvarlak hale gelmesi ve olgunlaşması zamanıdır. O vakit ay, ışık ve nurda ikinci bir güneş gibi olur. Yani ışığı olgunluğa erince aydınlatma hususunda güneşin yerine geçer gibi olur ki bu, leyali-i biz denilen ayın ondört, onbeş ve onaltıncı gecelerindedir.

5.Ay görünen şekliyle kütlesinin büyüklüğünde güneşe tabi olduğu gibi, insanların menfaatlerinin bunların hareketine bağlı olması hususunda da ay güneşe tabi olur.

(Elmalılı burada 4. görüşü tercih etmiştir. )

Öte yandan, pek çok müfessir, Şems 3. ve 4. ayeti, hiç adı geçmemesine rağmen dünyayla ilişkin görmektedir. Yani, “onu aydınlattığında.. onu örttüğünde..” derken dünya kastedilmektedir. Halbuki görünüşte güneş kastedilmektedir. Belağatte bu tarz özellikler olabilir de burada güneşin kastedilmesi çok anlamlı ayrıca. Çünkü bu şekilde ayı görmememizin sebebi belirtiliyor. Deniliyor ki, “onu (güneşi) parıldattığında gündüze..” Çünkü güneş ışınları atmosferde yayılarak dünyaya geliyor ve bu arada diğer gök cisimleri adeta görülmez oluyor. Mesela aydan dünya ve güneş şöyledir.

Ya da yazının başındaki görseli düşünelim. O fotoğraf gündüz de yıldızların yerlerini gösteren bir programla çekildi. Güneşin atmosfersiz nasıl görünebileceğine güzel bir örnektir.

Nitekim ayette denilir ki: Geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Gecenin ayetini (ayı) sildik ve gündüzün ayetini (güneşi) gösteren kıldık ki Rabbinizin fazlından arayasınız, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Her şeyi uzun uzadıya açıkladık. (İsra 12)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 8

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ