SİZ ONLARIN TESBİHLERİNİ ANLAYAMAZSINIZ İFADESİ VE GÜNEŞİN, AYIN, DAĞLARIN SECDE ETMESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Tesbih, noksan sıfatlardan tenzih etmedir. Bu iş akıllı ve gayet inançlı canlılar için düşünülebilir. Fakat ayette herşey vurgusu var. Mesela Razi, herşeyin tesbih etmesini, varlıkların Allah’ı hatırlatmaları olarak anlar. “Onların tesbihini anlamıyorsunuz” kısmını ise onların tam özelliklerini bilemezsiniz şeklinde izah eder. “Mesela atomun” der. Ona göre tesbih, canlılar için gerçek, cansızlar için mecazdır. (bknz Razi, İsra 44 tefsiri) İşin tuhafı, son zamanlarda çıkan Kuran yolu Tefsiri de Razi’nin bu açıklamalarını çok önemser ve işi bu merkezde açıklar. Bu gariptir, çünkü günümüz maddenin her şeyinin adeta çözüldüğü bir gün, her ne kadar çözüldükçe çözüldüğü olsa da..

Öte yandan tam tersini iddia edenler de vardır. Yani cansız varlıkların da bizim anlamadığımız bir şekilde tesbih ettiklerini.. (bknz Taberi, İsra 44 tefsiri) Nitekim ayetlerde dağların ve kuşların Davud (as) ile tesbih ettikleri geçiyor. (bknz Sad 18-19), Allah korkusundan yuvarlanan taşlardan bahsediyor (bknz Bakara 74), göğün ve yerin konuşturulduğu sahneler var (bknz Fussilet 11, Ahzab 72), öbür dünyada derilerin, gözlerin, kulakların konuşturulduğu ve aleyhte şahitlik yaptığı geçiyor (bknz Fussilet 20-22), yine bize göre konuşması düşünülemeyen karıncaların ve kuşun Süleyman (as) ile konuşması geçiyor (bknz Neml 17-29) Üstelik bu ifadeler, putlardan medet umulan bir ortamda, onlara karşı olan bir öğreti içinde geliyor. Yani “sadece gördüğünüz maddi alem ve Allah vardır” tezi çok daha uygunken “herşey canlı da olabilir” kapıları açılıyor. O zaman bunlar belağat adına vs olabilir mi?! Bunlar gerçek adına olmalı. Fakat işte bir müphemlik de var, tamamen de bu kapı açılmıyor, çünkü onun da başka sakıncaları olabilir..

Yine mesela ayette varlıkların secdesinden de bahsediliyor ki burada iş boyun eğme olarak düşünülebilir.. Ayetlerde şöyle geçer;

“Görmedin mi ki; göklerde olan kimseler, yerde olan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu Allah’a secde ediyor.. Bir çoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa artık onu yücelten biri olmaz. Allah dilediğini yapar.” (Hacc 18)
“Göklerde ve yerde kim varsa isteyerek ya da zorla secde eder Allah’a. Onların gölgeleri de sabah akşam.” (Rad 15)
”Allâh’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allâh’a secde ederek sağa sola döner.” (Nahl 48)

Denilebilir ki, burada yaratılmışların kendilerine bile hakim olamadıkları ve yasalar dairesinde oldukları vurgulanıyor, secde de budur. Tabii görsel olarak güneş, ay ve yıldızların doğma batma durumları da secde ve gölgelerin uzama kısalma durumları..

Hasılı, kainattaki herşeyin Allah’a itaati gerek dönme (doğma-batma) hareketiyle gerekse gölgelerinin uzayıp kısalması ile (bknz Rad 15, Nahl 48) zahir olmakta. Burada gerçek itaatle, tabiat kanunları ile birlikte görünüşteki itaatin yani secde benzeri görüntünün vurgulanmasına dikkat. İnsan da bu çizgide olmalı elbette.

Hasılı velkelam, tesbihte bir hayatı maneviyye anlamı daha çok öne çıkarken secdede tefekküri boyutlar daha önde gibi..

Youtube Hesabımız