“SİZE İNDİRİLENİN EN GÜZELİNE UYUN” İFADESİ, ZÜMER SURESİ 55. AYETİN TEFSİRİ

Zümer Suresi’nde dinin Allah’a has kılınması gereği ve bunun Kitab’la bağlantısı gayet işlenir. Şöyle ki:

Şüphesiz biz sana Kitab’ı hak olarak/hak ile indirdik. O halde dini yalnız O’na halis kılarak Allah’a ibadet et.

Bil ki Allah’ındır, halis/katışıksız din. Onun dışında dostlar edinenler, şöyle derler: “Bizim bunlara kulluk etmemiz, sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diyedir.” Şüphesiz ki, Allah onların ayrılığa düştükleri şey hususunda aralarında hüküm verecektir. Doğrusu Allah yalancı ve çok inkârcı olan kimseyi doğru yola iletmez. [Zümer 2-3]

(Ayette geçen “aralarında hüküm verilecekler”in kim olduğu hususunda çeşitli yorumlar vardır. Bir görüşe göre müşrikler ve aracı ilah edindikleri melaike, İsa (as) gibi kişiler arasında, bir görüşe göre müşriklerle müslümanlar arasında, bir görüşe göre farklı anlayışları olan müşriklerin kendi arasında) (bknz Zemahşeri)

De ki: “Bana, dini sadece kendisine halis kılarak Allah’a ibadet etmem emredildi.” (Zümer 11)

De ki: ‘Ben dinimi yalnızca O’na halis kılarak Allah’a ibadet ederim.’ (Zümer 13)

Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da Allah’a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı.
Onlar ki, sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıl sahipleri de onlardır. (Zümer 17-18)

Allah, sözün en güzelini ikişerli, benzeşimli bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Allah’ın yol göstermesidir ki onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur. (Zümer 23)

Farkına varmadığınız bir anda o azap gelip çatmadan önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun (Zümer 55)

Zümer 55 ile ilgili Kurtubi tefsirinde şöyle geçer:

“Farkında olmadan ansızın azab size gelmezden önce Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun” buyruğunda geçen “indirilenin en güzeli” Kur’ân-ı Kerîm’dir. Onun hepsi güzeldir. Anlamı el-Hasen’in dediğine göre şöyledir: Ona itaate bağlanın, isyan etmekten uzak durun. es-Süddî de şöyle demiştir: En güzel olan Allah’ın Kitab-ı keriminde emrettikleridir. İbn Zeyd de şöyle demiştir: Bunlar muhkem buyruklardır. Müteşabihin bilgisini ise onu bilene havale ediniz. Yine İbn Zeyd şöyle demiştir: Yüce Allah, Tevrat, İncil ve Zebur gibi kitabları indirdikten sonra Kur’ân-ı Kerîm’i indirdi ve ona uymayı emretti. En güzel olan odur, mucize olan odur. Şöyle de açıklanmıştır: Bu (kitab, Kur’ân-ı Kerîm) en güzel olandır. Çünkü o (önceki kitabları) neshedici, bütün kitablar hakkında hüküm vericidir. Onun dışındaki diğer bütün kitablar ise neshedilmiştir. Bunun affetmek olduğu da söylenmiştir, çünkü yüce Allah peygamberini affetmek ile kısas uygulamak arasında serbest bırakmıştır. Bir başka açıklamaya göre yüce Allah’ın Peygamber (sav)’a öğrettiği Kur’ân’dan olmayan şeyler, güzel şeylerdir. Kur’ân olarak vahyettikleri ise en güzel olandır. Bir diğer açıklamaya göre geçmiş ümmetlerin haberlerine dair size indirilenlerin en güzeline (uyun), demektir.”

Bu noktada bazı açıklamalar yapalım. Öncelikle denilebilir ki, bu ayet bir takım haddi aşanlara hitap ediyor. Şöyle ki:

De ki: “Ey nefislerine karşı aşırı gitmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” 

Onun için başınıza azab gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. (Zümer 53-54)

Sonraki ayet de dolayısıyla bunlaradır. O da affedilme tarzındaki durumdur.

Fakat bir de surenin genel havasında bir hakka yöneliş gereği vurgusu var. Bu çerçevede düşünürsek; özellikle de günümüzde bilindiği gibi ayetlerin çeşitli yorumları ve tefsiri oluyor. Bu bağlamda çok farklı hatta zıt anlamalar mevcut. Örneğin kolaylıkla adam öldüren de Allah’ın emri diyor, modernizme bağrını açan da öyle diyor, geleneğe sarılan da öyle. Nasıl bunların hepsi aynı olabilir?! Yani “en güzeline uyun” manası sanki çok net. Şu halde “size indirilenin en güzeline uyun” ifadesini anlamlar noktasında da düşünmelidir. Özellikle de şu nokta kritik bu anlamda; birilerinin şu kişi Allah katında üstündür, şu kişi şu makamdadır iddialarıyla “ille de ona uyma” davaları vardır. Ya da türlü fırkacılıklar.. Bu ise dini alanda akıl, mantık ötelenerek sağlamlaştırılmakta. O yüzden buna dair vurgular da önemli. Surede bunlar göze çarpıyor işte. Şöyle ki:

Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da Allah’a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı.
Onlar ki, sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıl sahipleri de onlardır.(Zümer 17-18)

Allah’a karşı yalan söyleyen ve kendisine geldiği zaman doğruyu yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kâfirler için cehennemde yer mi yok?!
Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlara gelince, işte onlardır sakınanlar. (Zümer 32-33)

Dikkat edilirse burada, doğru, iyi, güzel, direkt yönelinmesi gereken şeyler olarak belirtiliyor. Elbet denilebilir ki “Kitab merkezli olarak..” Dolayısıyla “size indirilenin en güzeline uyun” ifadesiyle mana boyutlarına hassasiyet de vurgulanıyor denilebilir. Hem unutmayalım ki dinin yalnız Allah’a has kılınmasında bilincin olabildiğince Kitab’tan alınması mevzusu da önemli. Bu ise kitabın levhi mahfuzdanlığı, delilleri, üstlüğü konusuyla gayet bağlantılı. O ise sözü dinlemeyi ve doğruluk hassasiyetiyle manayı görmeyi gerektiriyor. Bütün bunlar ise göklerin ve yerin maliki olan Allah’a iman zihniyetini gerektirir önce vs

Öte yandan Zümer 55. ayetin devamı şöyledir:

Bir nefsin şöyle diyeceği: “Allah’ın yanında yaptığım aşırılıklardan/gevşekliklerden dolayı yazıklar olsun! Doğrusu ben alay edenlerdendim.”
Yahut şöyle diyecektir: “Allah bana doğru yolu gösterseydi, her halde ben müttakilerden olurdum.”
Veya azabı gördüğü zaman şöyle diyecektir: “Bana bir geri dönüş olsaydı da ben de o iyilik yapanlardan olsaydım.”
“Hayır sana âyetlerim geldi de onları yalanladın, kibirlenmek istedin ve kâfirlerden oldun.” (denir.) (Zümer 56-59)

Dikkat edilirse burada imandan bahsediliyor, ifrat-tefrit denilen, aşırılık ve gevşeklik konusundan bahsediliyor, ki hakikatin önündeki en mühim bir engeldir. Ve bu eleştiriliyor.. Dolayısıyla “size indirilenin en güzeline uyun” ifadesiyle “dengeli bakış gereği”nin kastedildiği de düşünülmeli gayet. Zaten yoksa “doğru.. en güzel..” vurguları nedir, bir düşünmeli.

Hem tevbe etmesi ve düzelmesi gereken kişi de kandırıcıkçılara değil, hakikate gelmek durumunda, antiparantez. Dolayısıyla; ona dair de olsa mevzu, bütün bunlar geçerli olabilir yine..

 

Konu çerçevesinde bir açıklama

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız