TAKIYYEDEN MAKIYYEYE

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Bilindiği gibi çok uzun zamandır insanlar tam görüşünü söylemiyordu, hatta başka bir görüş söylüyordu. Çünkü İslami dava çerçevesindeki pek çok şey aşırı derecede yasaktı, baskı altındaydı, bu yüzden de örtüktü. Ve mesela fetö, oktar gibi isimler bu çerçevede hareket ediyor görülüyordu gayet. Fakat şimdi de Amerika, İsrail vs hesabına çalıştıkları ortaya çıktı. Ayette denilir ki;

Gerçek şu ki; İman edip de yalnız Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onunla/onu (Allah’a) ortak koşanlaradır. [Nahl 99-100]

Yani işin aslı tevekküldür, zorunlu zamanlarda takıyye olabilir. Ayette şöyle denilir:

İnandıktan sonra kim Allah’ı inkâr ederse, kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse başka, fakat göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. [Nahl 106]

Bir başka ayette ise “haddi aşmadan” denilmekte. Şöyle ki;

Allah size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası için kesilmiş olanı yasaklamıştır. Fakat kim mecbur kalırsa, aşırıya kaçmamak ve sınırı aşmamak şartıyla ona günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir. [Bakara 173]

İşte bu taifelerin evrilip çevrildiği nokta budur. Tehlikeyle orantılı bir takıyyeyi geçtik işi yaşam tarzına çevirmiştiler, davayı buharlaştırmıştılar, başlarındaki öyle dedi diye.. Nihayetinde de böyle oldu.

Bütün bunların en temel sebebi ise delillerle güçlü bir imanın ve hakikat noktasında hangi çağdayız meselesinin yeterince mesele edilmemesi. Elde Kitab var ve bilgi çağındayız, merkezin ne olması gerektiği açık değil mi? Bu konular üzerinde gayet çalıştığımız için sorunu görüyoruz net şekilde. Hasılı görmeyenler de görmeli, en azından düşünmeli. Hayat hızlı geçiyor, malum..

Bir cevap yazın

*
= 5 + 2