TARİHSELCİLİK VE “KEYİFLİ YAŞAM” MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Dikkat, tarihselcilik hakkında bir delil, “dindar ablalarım delili” Bu bazılarının “dedem hafızdı” şeklindeki deliline benziyor. Nereden geliyor bu kırk dereden su getirme azmi acep?!

………….

Yahu insan “Allah böyle diyor, kanun böyle diyor, hangisini kabul ediyorsunuz?” denildiğinde “kanunu kabul ediyoruz” demeyi dini bir meseleye olumlayarak delil getirebilir mi?! Herşeyi bilen Allah’a inanıyoruz yahu. İnsan Allah’ın emriyle mükelleftir, mecburiyetten dolayı bu konuda istisnalar oluşabilir, keyiften değil. Kuran “hevasını ilah edineni görmedin mi?” diyor. Yarın da biri çıkıp “namaz Allah’ı hatırlamak içindir, ben zaten hatırlıyorum, namaza gerek yok” dese ne diyeceksiniz? “Oruç nefs terbiyesidir, benim zaten içim temiz, tutmuyorum” dese ne diyeceksiniz? Ki böyle diyenler olmuştur tarihte. Böyle en küçük bahaneyle hükmü kaldırmak olabilir mi?! Hükmün zamana göre değişmesi, “insanlık ileri gidiyor, bunlar eskidi” mantığıyla olamaz. Allah Teala herhangi bir akıl mı? O zaman, “Kuran’ı Muhammed yazdı” demekten bunun ne farkı var ve dini bir kültür gibi görmekten? Değişim mecburiyetler dolayısıyladır, asıl olan ise asıl hükümdür. Düşünelim, neden “şeriatın kestiği parmak acımaz” denilmiştir. Çünkü meşruiyyet, huzur ve saadet getirir, olabildiğince o uygulanır, maslahatı, makasıtı da gözeterek elbet.. fakat en küçük bahaneyle ondan kaçarsanız nasıl o o olur?! Bunu Allah dedi ile bunu bilmem kim dedi aynı olabilir mi?!

Denilebilir ki, ama şu halde bir sürü istisnai durum oluşmuş durumda, hep diken üstünde mi olacağız?! Elcevab: ne yapalım “İslam’ı hakim kılalım olmasın” Ona çalışılacak, durumu asıl etmeye değil.

Hem bu sıkıntıyı ne oluşturmuştur? Dünyevi amaçlar, dünyevi sistemler, salt dünya hayatını önemseyen felsefeler, mantıklar, değil mi? Ondan da önce bidatler, hurafeler.. İşte bu akışın evirip çevirip kendini kabul ettirmek için sunduğu “parlak” bir durumu ideal göstermek nedir peki? Bütün bu altyapıyı da onaylamak demektir herhalde. Peki bunun adı nedir? Dinden ve imtihandan bahsediyoruz, unutmayalım, insanların nasıl daha keyfi yaşayacağından değil. Ki birilerinin keyfidir bu, birilerini de koşuşturmadır, ezmedir, bozmadır, dünyanın hali malum. Yok, akılsa mesele; insanlar beş vakit namaza ve Kuran’a koşuyorlarsa, çıkara ve menfaate, riyaya koşmuyorlarsa o zaman akıldır. Yoksa nefistir o. Kendi aklımızı nasıl hemen Allah’ın istediği makbul akıl görebiliriz, el insaf.

İkincisi konuşmada el ve ayakların kesilmesi Peygamber zamanında bile uygulanmadı deniliyor. Şu hadis ne peki?

Urayne kabilesinden bedevî bir takım insanlar, mide ağrısı­na tutulduklarından dolayı Medine’de ikaamet etmek istemediler. Rasûlullah (sav) bu kimselere sadaka develerinin bulunduğu yere git­melerine, develerin sütlerinden ve bevllerinden içmelerine ruhsat verdi. (Bunlar oraya gittiler; iyileşince de) oradaki çobanı öldürdüler ve de­veleri sürüp götürdüler. Bu haber Medine’ye ulaşınca, Rasûlullah bun­ların arkasından bir müfreze yolladı. Akabinde yakalanıp Medine’ye getirildiler. Rasûlullah bunların ellerini, ayaklarını kestirdi, gözlerini oydurdu ve Harre taşlığına terketti de, ölünceye kadar orada taşları kemirdiler. [Buhari-Zekat 68]

….

Bir de zamanın değişmesiyle fetvanın değişmesi hakkında ciddi bir video yayınlayalım.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 9