TEKVİR SURESİ VE “KIYAMET NASIL OLACAK” MEVZUSU 2

Esirgeyen Bağışlayan Allahın adıyla..

Önceki bölümde nasıl oluyor da kıyametten sonra trilyonlarca yıl geçiyor demiş ve açıklamıştık. Tabii denilebilir ki “nasıl bilimin dediği olur?” Fakat unutuyoruz ki kainat ayetleri de var, onları da Allah yarattı. Üstelik; “size vaad edilenler göktedir” “size vaadedilenler doğru sözlüdür” gibi bunu vurgulayan ayetler de var.  Bknz

Tekvir Suresinde bu seyre başka işaretler de var üstelik. Şöyle denilir:

Hunnese (büzülüp sinenlere) yemin olsun.
Akıp akıp yuvasına gidenlere [Tekvir 15-16]

Elmalılı der ki;

“HUNNES, “hânis” kelimesinin çoğuludur. Hans ve hunûs, büzülüp sinmek veya gerilemek ve geri kalmak mânâlarına lazım (geçişsiz) ve müteaddi (geçişli) olduğuna göre hânis; sinen, gaip olan veya sindirip gaip eden yahut geri kalan veya gerileten demek olur. “Ha”nın ve “nun”un fethiyle “hanes” de, sığır ve ceylanların burunlarında olduğu gibi, burunun ucu dudaktan geride biraz kalkık ve gerisi basık olmaya denir ki, bu, “fatas” denilen “yass”dan yakışıklıca olur. Onunülir ki ceylanlara ve yanaklarına ve sığırlara “hunüs” denilir. Burada hans, çoğunlukla lazım (geçişsiz) mânâda kullanılarak geri dönmek ve sinmek demek olur. Dolayısıyla “hunnes”, sinenler veya geri dönenler mânâlarıyla tefsir edilmiştir.

Cereyan kökünden türetilmiş olan “câriye”nin çoğulu, akanlar demek olup “el-Hunnes”in sıfatı veya ondan bedeldir. “Yuvasına girenler” Bu kelime, “kânis” kelimesinin çoğuludur. Kânis, süpürmek mânâsına kens´ten türemiş olması durumunda süpüren; künûs mastarından türemiş olmasına göre de kinas (kümes)a giren demektir. Kinâs, ceylanların ağaçlık ve ormanlık aralığında gizlendiği yatağına, yuvasına denir ki, kumu toprağa kadar süpürüp açtığı için böyle denmiştir. Çokları bu “cevâri”nin gezegenler, özellikle “beş yıldız” adı verilen Zühal, Müşteri, Merih, Zühre ve Utarid gezegenleri olduğunu söylemişlerdir. Çünkü bunlar güneş ile beraber akıp gider, sonra geri dönmüş görünür, sonra da güneşin ışığında gizlenirler. Görme itibariyle geri dönüşleri hunûs; güneşin ışığında gizlenişleri künûs´tur, demişlerdir ki eski yıldız falcıları bu beş yıldıza “hamse-i mütehayyire” yani “beş gezegen” adını vermişlerdi. Birçokları da genel olarak bunların yıldızlar olduğunu nakletmişlerdir.”

Yani yıldızlar.. “Yuvasına doğru” giden yıldızlar.. Tekvir 2. ayette bulandığı/karardığı bildirilen yıldızlar.. Peki yuvaları nedir?

Teorilere göre trilyon kere trilyon yıl sonra evrende sadece karadelikler olacak. Madde oralarda toplanmış olacak yani. Ayette göğü kağıt tomarlarını dürer gibi düreceğiz deniliyor. Bunlarla ilgili bir video:

 

Tıpkı ilk başlangıçtaki big bang öncesi duruma gidiliyor yani. O zaman “yuvaları” da atom öncesi bu birleşik yoğunluk hali.

Beri yandan; Tevir 17-18’de bu aradaki uzun zamanın olmayacağına işaret ediyor adeta. Çünkü “velleyli iza asase” denilmekte. Bu ifade hem “başladığı zamanki geceye” hem de sabaha yakın zamanki geceye anlamına geliyor. Sonra ise “nefeslendiği zamanki sabaha” denilmekte ki bu da hayatın başladığına işaret.. Yani karadelikler çağı denilen o uzun zaman, ikili bir ifadeyle “kısa zaman” olarak vurgulanmış gibi oluyor.

Daha sonraki ayette ise şöyle denilmekte:

“O gayb hakkında cimri değildir” [Tekvir 24]

İşte görüldüğü üzere gayb sadece gayb değildir. Bildirildiği, görüldüğü, belirdiği, gerektiği kadarıyla yürünecek.. Ki o da hiç az görünmüyor.

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ