ana sayfa > KUR'AN ARAŞTIRMALARI > TEVRATA BİR DİĞER CEVAP: AŞIRI MÜDAHALE SONUCU AĞAÇ DA OLDU ÇALI

TEVRATA BİR DİĞER CEVAP: AŞIRI MÜDAHALE SONUCU AĞAÇ DA OLDU ÇALI

Cumartesi, 17 Eyl 2016 yorum ekle yorumlara git

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Kuran’da Tevrat’ta geçen anlatımlara gayet düzeltmeler var, gayet de ince düzeltmeler bunlar yer yer. Öyle ki bilmece gibi çözmeniz gerekiyor. Yani Kuran’daki bütün düzeltmeler “İsa’ya Allah’ın oğlu demeyin” tarzında büyük harflerle olmuyor, bu bakımdan da bir örnek görmek çok faydalı olur kanaatimizce.

Örneğimiz Hz Musa’nın dağda ateş görmesi kıssası.

Bu kıssanın öncesiyle de çok bağlantı var ayrıca. Hz Musa’nın Medyen’e gidişi orada evlenmesi Tevrat’ta da bazı farklarla geçiyor. Sonra dönüş yolunda dağda ateş görmesi sahnesi var. Enteresan olan ise Kuran’da ailesiyle dönerken ateş gördüğü ve onlara “siz durun, şu ateşin oraya bir gidip geleyim, belki bir parça ateş getiririm ya da yol sorarım” deyip ateşin yanına gittiği çeşitli defalar vurgulanırken Tevrat’ta ailesi yok, sürüyle gelmiş, ateş niye sönmüyor diye meraklanıp gidiyor ve yanan şey de çalı.

Sonuçta Allah Teala ile konuşuyor, orada da bir sürü farklılık var da “bu ateşin yanına gitmesinde niye bunca farklılık var?” diyor insan içten içe, burada ne gibi bir teoloji var ki bunu değiştirdiler? Ailesiyle gelmiş olsa ne olacak?!..

Bu ise çok enteresan bir boyut açıyor. Öncelikle Kitabı Mukaddes’te şu bilgiler verilir.

Firavun’la konuştuklarında Musa seksen, Harun seksen üç yaşındaydı.[Çıkış 7:7]

«Kırk yaşını doldurunca Musa’nın yüreğinde öz kardeşleri olan İsrail oğullarının durumunu yakından görme arzusu doğdu.
Onlardan birine haksızlık edildiğini gören Musa, onu savundu. Haksızlığı yapan Mısırlıyı öldürerek ezilenin öcünü aldı. [Elçilerin İşleri 7: 23-24]

Buna göre Musa Medyen’de kırk yıl kalıyor. Kuran’a göre ise 8 veya 10 yıl. Şöyle geçer Kuran’da:

(Kızın) Babası, Musa’ya dedi ki: Bana sekiz yıl hizmet edersen buna karşılık sana şu iki kızımdan birini vermek istiyorum; ama sen on yılı doldurursan bu da sana ait artık ve ben, sana zahmet ve meşakkat vermek istemem; Allah dilerse beni iyi kişilerden bulursun.
Musa, bu dedi, seninle benim aramda bir sözleşme. Hangi müddeti tamamlarsam tamamlayayım, demek bir haksızlık edilmeyecek bana ve Allah da şu sözlerimize tanık.
Derken Musa, o müddeti bitirince ailesiyle yola düştü ve Tur tarafında bir ateş gördü. Âilesine, siz durun dedi, gerçekten de bir ateş görüyorum ben, gideyim de orada birisi varsa yoldan haber alayım, yahut da ısınmanız için bir kor getireyim size. [Kasas 29-31]

Peki niye uzun süre kalması gerekiyor Medyen’de? Çünkü birisini öldürüyor, sonra o yüzden öldürülmesi söz konusu olduğunda kaçıyor Medyene.. “Bu iş tamamen kapanmış olmalı ki dönebilsin” mantığı var Kitabı Mukaddeste. Çünkü yoksa döner dönmez yine başına iş gelir. Yani bu iş üzerinde bir senaryo gibi düşünülmüş..

Mesela Kuran’da geçen “firavuna git” denildiğinde “ama ben onlardan birini öldürmüştüm” diye bir korkulu ifadesi geçmez Musa’nın Tevrat’ta. Çünkü Tevrat’a göre ne firavun o firavundur vs. Dağdaki konuşmadan sonra Medyen’e döner ve şu sahneler olur.

Musa kayınbabası Yitro’nun yanına döndü. Ona, “İzin ver, Mısır’daki soydaşlarımın yanına döneyim” dedi, “Bakayım, hâlâ yaşıyorlar mı?” Yitro, “Esenlikle git” diye karşılık verdi.
RAB Midyan’da Musa’ya, “Mısır’a dön, çünkü canını almak isteyenlerin hepsi öldü” demişti.
Böylece Musa karısını, oğullarını eşeğe bindirdi; Tanrı’nın buyurduğu değneği de eline alıp Mısır’a doğru yola çıktı. [Çıkış 4: 18-20]

Hatta çocukluğuna kadar yansır iş, Musa’yı sudan alan firavunun karısı değil, kızıdır Tevrat’ta. Çünkü o firavun değildir zaten ileride konuşacağı, bu kadar yakınlığa gerek yoktur. Halbuki Kuran’a göre o firavundur, döndüğünde konuşmaları şöyle geçer Kuran’da:

Firavun, seni dedi, çocukken içimizde büyüyüp yetişmedin mi ve ömrünün nice yılını aramızda geçirmedin mi?
Ve o yaptığın işi de yaptın ve sen, nankörlerdensin.
Musa, o işi yaptım ama dedi, o vakit cahillerdendim.

Korktuğumdan da hemen kaçtım sizden, derken Rabbim bana peygamberlik verdi ve beni, peygamberler zümresine aldı. [Şuara 18-21]

Peki neden Musa (as)’a bir şey yapmadılar direkt, adam öldürdüğü için. Elcevab:

(Firavun) Dedi ki: ‘Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım.
Mûsa dedi ki: “- Sana, peygamberliğimi apaçık isbat edecek bir delil (mucize) getirdimse de mi, (beni zindana atacaksın)?”
Firavun, doğru söyleyenlerdense hadi dedi, göster onu. [Şuara 29-31]

Musa mucizeleri getirir ve işin rengi döner, iş onun Peygamber olmadığını, yaptıklarının mucize olmadığını göstermeye çalışma vs olur firavun tarafında. Bir de kazayla adam öldürdüğünü anladıkları için “hapsederim” demiş olsa gerek firavun, çünkü Kuran bunu onların daha sonra anlayabileceklerini ima eden bir anlatımla işler Musa’nın adam öldürme sahnesini. Şöyledir:

Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. “Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır” dedi.
Musa, “Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!” dedi; Allah da, onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olan ancak O’dur.
Musa, “Rabbim! Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım” dedi.
Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse feryad ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona dedi ki: “Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!”
Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: “Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!”
Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: “Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim.”
Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. “Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar” dedi. [Kasas 15-21]

Bu sahnede çeşitli tanıklar var, bunlarla iş anlaşılmış olsa gerektir. Medyen’de adeta bir süre sürgün gibi kaldığı için de üzerine düşülmesi abes olur denilebilir. Asıl mühimi de; sonuçta tam bilinmese de işin aslı bunu değiştirmeye kalkmanın alemi yoktur, çünkü gerçek bu.

Öte yandan Tevratta böyle değildir anlatım, şöyledir:

Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı’nın bir İbrani’yi dövdüğünü gördü.
Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı’yı öldürüp kuma gizledi.
Ertesi gün gittiğinde, iki İbrani’nin kavga ettiğini gördü. Haksız olana, “Niçin kardeşini dövüyorsun?” diye sordu.
Adam, “Kim seni başımıza kâhya atadı?” diye yanıtladı, “Mısırlı’yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?” O zaman Musa korkarak, “Bu iş ortaya çıkmış!” diye düşündü.
Firavun olayı duyunca Musa’yı öldürtmek istedi. Ancak Musa ondan kaçıp Midyan yöresine gitti. [Çıkış 2: 11-15]

Dolayısıyla bu anlatıma göre Musa’nın firavun ehlince mazur olabileceği bir durum gözükmüyor. Bu uydurma zincirinin başı mıdır sonu mudur bu, o da belli değil.

Dönelim daha önceye; Tevrat, önceki yöneticiye de firavun, sonrakine de firavun dedi ya, çok önceki Yusuf (as) zamanındakine, ondan çok önceki İbrahim (as) zamanındakine de firavun der. Halbuki Kuran’da Yusuf (as) zamanındakine aziz denir. Peygamberimizin hadisinde Hz İbrahim zamanındaki Mısırdaki yöneticiden “cebbarlardan bir cebbar” diye bahsedilir. Bu da şunun için önemli firavun kelimesi Mısır kralları için MÖ 13. yylarda kullanılmaya başlanmış. Halbuki Yusuf ve İbrahim zamanları daha önce.

Dönelim; Tevrat’a göre dağa sürü otlatmaya gelmişti, te Midyan’dan Tur dağına gelmiş sürü otlatmaya..

 

Peki bu sahne niye böyle?.. Çünkü Mısır’a dönme düşüncesi olmayan biri Musa, kırk yıl sonra niye dönmeye kalksın? Öte yandan ağaç da olmuş yanan çalı. Çünkü bir sebeple yaklaşması gerekiyor ya “ağaç niye yanıp bitmiyor dese olmaz, çalı niye yanıp bitmiyor?” demiş. İşte teolojiyi geçtik böyle işgüzar senaristler de olmuş işin başında. Bu sahne şöyledir Tevratta:

Musa kayınbabası Midyanlı KâhinYitro’nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı’nın dağına, Horev’e vardı.
RAB’bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı çalı yanıyor, ama tükenmiyor.
“Çok garip” diye düşündü, “Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!”
RAB Tanrı Musa’nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, “Musa, Musa!” diye seslendi. Musa, “Buyur!” diye yanıtladı.
Tanrı, “Fazla yaklaşma” dedi, “Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır.[Çıkış 3. 1-5]

Kuran’da ise ağaç vurgulanır.

Artık Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: “Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber, yahut ısınmanız için o ateşten bir parça getiririm” dedi.

Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: “Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” [Kasas 29-30]

…….

Bu ise bize şunu öğretiyor; doğru bir zincirdir, araya yalanla “işi düzelteyim” bile  diyemezsiniz, sağlı sollu yalan zinciri oluşur orada ve güya düzeltmeye çalıştığınız şeyden daha büyük bir açık oluşur.

En doğrusunu Allah Teala bilir, vesselam.

  1. şimdilik yorum yok.

*
= 4 + 7