TEVRATTA VE ESKİ AHİTTE HZ MUHAMMED’E İŞARETLER

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Peygamberimizin önceki kitaplarda geçtiği malum ve bu doğrultuda yapılmış çok çalışma var. Biz de bu çalışmamızda çeşitli kaynaklarda geçen ana delilleri vermekle beraber bizim gördüğümüz ya da netleştirdiğimiz bazı delilleri de aktaracağız inşaAllah.

Tevratta ve Eski Ahitte (Tevrat, Eski Ahitin ilk beş kitabına denilir genelde) Hz Muhammed’e çeşitli işaretler var. Bunların biri de onu çeşitli isimlere benzetme üzerinden oluyor. Dikkat edersek Kuran’da da Peygamberimiz (sav) çeşitli ayetlerde çeşitli nebilere “benzeştirilmekte” Böylece Kuran, hem tarihi vakıaları doğru bir şekilde aktarırken yapılan güncel mücadeleye de bu yolla girmekte. İşte öte yandan bunun mübeşşirat boyutu da var. Mesela Kuran’da Musa (as)’dan çokça bahsedilmesi bu bağlamda gayet çarpıcıdır. Musa Aleyhisselam’dan çokça bahsediliyor; çünkü mücadele benzerliği var; gerek putperestlerle mücadele, gerekse de ayrıntılı bir kitab verilmesi, yepyeni bir toplum inşa edilmesi noktasında Peygamberimize en benzeyen peygamber Hz. Musa’dır. Hasılı bir motivasyon oluyor. Beri yandan, Tevrat’ta Musa (as) “benim gibi bir nebi gelecek” demiştir. Bu da delil boyutu. Şu videoda bu konu işleniyor:

 

Öte yandan, bir de Davud (as) var. Davud (as)’ın özelliği ise; hiç tanınmayan birisiyken büyük yerlere gelmesi, savaşçılığı, devlet başkanlığı ve bir de Tanah metinlerinde “ileride gelecek ve dünyayı ihya edecek kişiyle özdeşleştirilmesi”dir. Bir örnek vermek gerekirse Tanah’ta şöyle yerler var;

Kulum Davut onların kralı olacak, hepsinin tek çobanı olacak. Buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar. Kulum Yakup’a verdiğim, atalarınızın yaşadığı ülkeye yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları sonsuza dek orada yaşayacaklar. Kulum Davut da sonsuza dek onların önderi olacak. Onlarla esenlik antlaşması yapacağım. Bu onlarla sonsuza dek geçerli bir antlaşma olacak. Onları yeniden oraya yerleştirip sayıca çoğaltacağım. Tapınağımı sonsuza dek onların ortasına kuracağım. Konutum aralarında olacak; onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak. Tapınağım sonsuza dek onların arasında oldukça uluslar İsrail’i kutsal kılanın ben RAB olduğumu anlayacaklar.’ (Hezekiel 37: 24-28)

İşte buna benzer çok yer var Tanah (Eski Ahit) metinlerinde. Zaten o yüzden gelecek Mesih’in de Davudoğlu olması gerektiğini söylüyor Yahudiler. Elbette problemli ifadeler de var bu metinlerde ve zaten bu metinlere harfi harfine bir kabulle yaklaşmamalıdır. Fakat bir “Davud”un krallığı ve onunla hakikatin hakimiyeti belirtiliyor denilebilir genel olarak. Bu ise İslam ile ve Hz Muhammed (sav) ile olmuştur. O bakımdan da “bu kişi odur” denilebilir.

Yine bu bağlamda dikkat çekici bazı konular var Kuran’da. Mesela iki yerde “peygamberlerin bazısını bazısından üstün kıldık” denilir. (bknz Bakara 253, İsra 55) Bakara Suresindeki ayet, İslam tarihinde Bedir Savaşıyla çok özdeşleştirilen Talut-Calut savaşı ve Davud’un parlaması anlatıldıktan sonra (bknz Bakara 246-251) gelmekte, İsra Suresi’nde ise “peygamberlerin kimisini kimisinden üstün kıldık, Davud’a da Zebur’u verdik” denilir direkt. Öyle ki sanki sırf bu ayete baksanız, üstün kılınan Davud’tur. Bu çerçevede düşünürsek; Bakara Suresindeki ayette Peygamberimizle özdeşleşen bir taraf var işin, Bedir Savaşı, peki İsra Suresinde böyle bir şey var mı? Elcevab; bir defa “Davud’a Zebur’un verilmesi, yani bir kitabın verilmesi” var. Bu benzerdir. İkinci bir konu daha var, o da şu ki: İsra Suresi’nin başında  Peygamberimizin Mescidi Haram’dan Mescidi Aksa’ya götürüldüğü geçer. Enteresan bir nokta ise Davud (as)’ın da Zebur’da gayet övdüğü bir “Allah’ın evi” vardır ve bu Mescidi Haram olsa gerektir. Çünkü o zamanlar Mescidi Aksa yoktu, hem Tanah’ta, bir yerde, onun Paran’da kaldığı geçer. (bknz 1 Samuel: 25: 1) Paran ise Mekke’dir. Yani Davud (as) da Mekke’den Filistin’e dönüyor, sonra devlet başkanı oluyor ve Kudüs’ü fethediyor. Buralar da benzer, eğer o gözle bakarsanız. Yoksa İsra Suresi’nde neden “Davud’a Zebur’u verdik” denilmektedir pek alakalı gözükmeyen bir yerde? Mesela Razi tefsirinde şöyle der: Burada, özellikle Hz. Davud’un zikredilmesinin sebebi nedir?” denilirse, biz deriz ki: Bu konuda birkaç izah yapılmıştır: 1) Allah Teâlâ, peygamberlerin bir kısmını bir kısmından üstün kıldığını belirtmiş, daha sonra da, “Davud’a da Zebur verdik” buyurmuştur. Bu, “Dâvûd büyük bir melik, hükümdar idi” demektir. Daha sonra Cenâb-ı Hak, daha önce zikretmiş olduğu o üstün kılma ve tafdil etmeden maksadın, mal ile değil de, ilim ve din cihetinden üstün kılmak olduğuna dikkat çekmek için, ona vermiş olduğu malı mülkü zikretmemiş, aksine, ona vermiş olduğu kitaptan, Zebur’dan bahsetmiştir. 2) Allah Teâlâ Zebur’da, Hz. Muhammed’in, peygamberlerin sonuncusu; ümmetinin de, ümmetlerin en hayırlısı olduğunu zikretmiştir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Tevrat’tan sonra Zebur’da da yazmışızdır ki, arza (ancak) salih kullarım mirasçı olur”(Enbiya. 105) buyurmuştur ki, bu ayetin sonunda bahsedilen “salih kullar” ile, Hz. Muhammed ve O’nun ümmeti kastedilmiştir. Buna göre şayet (Enbiya. 105) ayetinde olduğu gibi, bu ayette de Zebur kelimesi marife olmalı değil miydi? denilirse, biz deriz ki: Burada bu kelimenin nekire olarak getirilmesi onun durumunun yüceliğine delâlet eder. Çünkü Zebur “mezbûr-yazılmış” anlamındadır. Böylece bu kelime “yazılmış kitap” anlamında olmuş olur. Binâenaleyh, onun bu ayette nekire olarak getirilmiş olmasının anlamı, onun, kitap olma bakımından mükemmel derecede olduğunu göstermek içindir. 3) Kureyş kâfirleri, bir şeyi inceleyen kimseler değillerdi. Tam aksine onlar, ortaya bazı şüpheler atmak için yahudilere müracaat ediyor, yahudiler de onlara, “Musa’dan  sonra ne bir peygamber; Tevrat’tan sonra da ne bir kitap söz konusu değildir” diyorlardı. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, Zebur’u Davud’a indirdiğini bildirmek suretiyle onların bu sözlerini nakzetmiştir.

Hasılı dikkat edilirse gayet bir açıklama zorluğu var. Davud adı, adeta “gizli bir gerekçeyle” geçmektedir bu ayette.  Bu da belirttiğimiz benzerliğin çağrıştırılması olarak gözüküyor. Çünkü yeni gönderilecek “Davud” çok üstün birisi ve Davud adı ile o çağrıştırılıyor.

Yine Sad Suresi’nde Mekke dönemindeki zorlu ortamdan bahsedilirken birden “güçlü kulumuz Davud’u hatırla” (Sad 17) denilir ve bu pasaj “Ey Davud seni biz yeryüzünde halife yaptık..” (Sad 26) diye biter. Bu ise sonraki gerçekliği belirtiyor açıkça.

Ayrıca şu videoya dikkat edelim:

 

………….

Bir diğer güçlü delil de “Paran’dan doğan ışık” konusudur. Şu videoda da bu konu işleniyor:

 

 

Hasılı denilebilir ki; Tevratta ve Eski Ahitte Hz Muhammed’e işaretler biraz kapalı ve işari bir dille yapılıyor. Lakin biraz odaklanınca yeterince de açık. Farkında olunmalı.

bknz. İNCİL’DE HZ MUHAMMED’E İŞARETLER

bknz GÖNDERİLECEK DAVUD VE İLYAS KİM?

bknz TANAHTA HZ MUHAMMED VE HZ İSA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 8

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız