YAKİNE YÜRÜME ŞARTI

 

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Şunu unutmayalım, günümüzde insanın görüş sahasında binlerce, milyonlarca kişinin hevesleri, nefisleri, çıkarları, algılamaları vardır. Hakikat ise bunların hepsinin üstünde olduğunda netleşir. Bu ya düpedüz madde olacak o zaman ya çok delilli. Ya da herkes çıkarına, grup çıkarına vs bakacak.. Elbette kainatın keşfi ve geçmişin “masal edilmesiyle” de paralel bir sorun bu. Fakat daha güncel bir durum. Bir ölçüde fıtrat ile de aşılabilir. Lakin hemen yine karşımıza çıkacaktır. Güçlü bir çözüm lazım. Ve elbette, hakikati arıyorsak, bu sadece Allah’ın varlığının değil, Kuran’ın delilleri olmalı. Çünkü nihayetinde deizm de batıl.

Yakin meselesi ise ayetlerde “ey iman edenler iman ediniz” “iman edenler ve sonra şüphe etmeyenler” “beyyine üzere olma” “imanın kalpte oluşu” “atalar dini eleştirisi” gibi vurgularla belirtiliyor. Fakat belli gruplar bunların sadece birini sağlamaya çalışıyor sanki. O yüzden en mühim konu da bizce “beyyine üzere olma”dır. Peki nedir beyyine üzere olma? Beyyine açık delil demek, o da Kuran’ın önceki kitapları içericiliği düzelticiliği. Beyyine Suresi’nde şöyle geçer:

“Kitap ehlinden inkar edenler ve müşrikler, kendilerine açık delil gelinceye kadar (bağlı bulundukları dinden) ayrılacak değillerdi.
Tertemiz sayfaları okuyan Allah’tan bir elçi
Onda (sayfalarda) dosdoğru kitaplar var.” [Beyyine 1-3]

Beri yandan, şu görülüyor ki; bu, Kuran’ın önceki kitapları içericilik ve düzelticiliği meselesi yöneldikçe tazelenen bir delil alanı. Çünkü beyyine aynı zamanda bugüne hitap eden bir delildir. Velakin burada bir kaç zorluk da var. Bir defa Kuran’ın zaman içinde daha iyi anlaşıldığını önceki tefsirlerden bugüne gelerek görmek de gerekiyor. Çünkü Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği niye yeni çıktı meselesi var. Yine bu anlamda “Tevrat ve İncil’i Peygamberimizden sonra da değiştirmiş olmasınlar” evhamları ve görüşleri var. Bu konunun da netleşmesi gerekiyor yani. Ve nihayetinde beyyine oluşuyor. Hasılı “beyyine var madem hemen görelim” ya da “beyyine var madem, herkes görürdü” de olmuyor. İşe ciddiyetle düşme gereği var. Beş dakikalık olay değil. Asıl mesele de bu, maalesef. Pek çok kişinin sorunu buna zaman ve dikkat verememe gibi.. Fakat buradan en başa dönelim. Acaba günümüz yakine yürümemeyi kaldırır mı?

Burada şunu da unutmamalı, hakikatle durumumuz ona alakasızlık olmadığı gibi onu “acaip elde” (!) şeklinde görmek de olmamalıdır. Bunca Levhi Mahfuzdan gelen kitabtan bahsediyoruz. Ve bunca sorunlar var. Ve görülüyor ki, nihayetinde kabulden öte köy ve kasaba yok, işler dön dolaş bu seviyede. Bu anlaşıldıkça süreç de normalleşir denilebilir.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 9