ZARİYAT SURESİ VE AHİRETİN ÖNEMİ

 

Zariyat Suresi’nin girişinde ahiret vurguları çok. Şöyle ki:

Tozdurup savuranlara andolsun..

Sonra bir ağırlık taşıyanlara..

Sonra kolayca akanlara..

Sonra bir işi bölüştürenlere..

Ki size vaad edilenler muhakkak ki doğru sözlüdür.. (doğrudur)

Muhakkak ki din (günü) vaki olacaktır. 

Hubuk sahibi göğe andolsun..

Ki siz çelişkili bir söz içindesiniz.

Döndürülen ondan döndürülür. (Zariyat 1-9) 

Burada 7. ayette geçen hubuk, rüzgarların kumlarda ya da suda oluşturduğu çeşitli dalgalanımlardır. Uzayda da galaksiler ya da ipliksi yapılar böyle bir görünüm oluşturmakta. Yani, çeşitli desenimsi yapılar denilebilir.. Öte yandan, ayette buna işaret edilerek “siz çelişkili bir söz içindesiniz” denilmekte. Çünkü Mekke müşrikleri “gökleri ve yeri kim yarattı?” denildiğinde “Allah” demekteydi. Ama “boş ve batıl yarattığını” ileri sürmekteydiler, ölülerin diriltilmesini imkansız görmekteydiler vs. Beri yandan kendi uydurdukları şefaatçileri vardı, şu bu. Türlü çelişkiler.. Tabii varsa bile orada da yaşarız mantığı da çok olası (bknz Kehf 36) Hasılı buradaki çelişki şu ki; gökleri ve yeri Allah’ın yarattığı iddiasının tabii sonucu “bir amaca müteallık olarak olmalı” mantığıdır. (Zariyat Suresi’ndeki size vaad edilenler göktedir, size vaad edilenler doğru sözlüdür gibi ayetler tefekkürlük bu anlamda.. ) Özellikle de akıl sahibi insan özelinde.. O da gönderdiği peygamberlerle gayet zahir olmaktadır. Şöyle ki; Allah insanı imtihan etmektedir ve öbür dünya vardır. İşte meseleler de aslen buradan kopmakta. Çünkü hevaya göre yaşamak isteği var vs.

Öte yandan; 8. ayette insana çelişkili olmama gereği vurgulanmakta denilebilir. Nitekim sonraki ayette “Döndürülen, ondan (o söz sebebiyle ya da ahiretten, Kuran’dan) döndürülür.” (Zariyat 9) denilmekte. Yani “çürümüş kemikler mi yeniden diriltilecek” sözünden dolayı mesela kimisi inkara döner. Kendi dönmeye yatkın olduğu için döner. Yoksa o sözde bu marifet yok. Ya da şöyle anlaşılabilir; “döndürülen, bu çelişkili sözlerden dolayı dine döndürülür” Elhasıl; akıl, düzgün akletme, işin önemli bir parçası olarak vurgulanıyor bu çerçevede. Bunu da görmek önemli. Dini akıldan uzak gösterme isteği de gayet var çünkü.

Peki göğün karışık şekilimsiler içinde olması nedir denilirse; “Döndürülen, ondan döndürülür” gibi bir mantık burada da düşünülebilir. Ama burada şuna dikkat edilmeli ki; gökleri ve yeri ancak hak ile yarattı, hasılı bu gök nihai alem değildir ve onu kendisi de gösteriyor.