ZİKİR NE DEMEK VE ZİKİRSİZLİK

Her devrin ayrı bir sorunu oluyor. Kimi devirde ilimsizlik ve edebiyat çoktu, şimdi de mesele ve mevzu “çokluğundan” zikre sıra gelmiyor. Halbuki, boş sözleri geçtik, ilim de olsa bilim de olsa Allah’ın zikri olmaksızın çok söz, katı kalbe ve o da zulme vs çıkar. Bu nokta özellikle günümüzde kritik.

Öte yandan, zikir kelimesi Kuran için de kullanılan bir kelime, anmak, hatırlamak anlamına da gelen bir kelime. Dolayısıyla Allah’ın zikri ifadesi Allah’ı anmak anlamına da gelir, Kuran’ı da yine düşündürür. Buradaki amaç nihayetinde Allah’ı anmak ama mesele şu ki Kuran bunun için gayet gerekiyor. Çünkü izahatlar, deliller burada. Bir de Kuran’ın üstlüğü mevzusu var. Onda da stop edilirse iş de stop ediyor tabiri caizse. Bunlara dikkat hasılı.

Öte yandan; hadislerde zikre hassasiyet gayet belirtiliyor.

Mesela hadiste şöyle denilir: “Kim oturulacak bir yere oturur ve orada Allah Teala’yı zikretmez ise Allah Teala’dan ona bir noksanlık vardır. Kim yatılacak bir yere yatar orada Allah Teala’yı zikretmezse ona Allah Teala’dan bir noksanlık vardır.” (Ebu Davud, Edeb 25)

Yine denilir ki; “Allah’ın zikri olmaksızın sözü uzatmayın, çünkü Allah Teala’nın zikri olmaksızın çok kelam, kalp için katılıktır ve insanların Allah’tan en uzak olanları katı kalplilerdir.” (Tirmizi-Zühd 62)

Ayetlerde de konu gayet belirtilir. Şöyle ki:

“Ey iman edenler Allah’ı çok bir zikir ile zikredin.” (Ahzab 41)

Her kim Rahman’ın zikrine körlük ederse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o onun yakın dostudur. Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: “Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Onlara: “Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız.” denir. (Zuhruf 36-39)

Zaten dinin temeli budur. Saniyen; kainata bakınca da Allah hatırlanmalıdır. Pek çok ayette buna temas edilir. Mesela şöyle denilir: “Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzere yatarken Allah’ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler: “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (derler)” (Ali İmran 191)

İşte ilmin artmasına karşın ahlakta bırakın artışı, çöküş varsa işin temelinde buradaki dengesizlik vardır. İlim zikirsiz bir tarza boğulmuş durumda ve Kitab da herşeyden bahseden ve tarihe yol gösterici bir konumda görülmüyor pek.

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız